
“Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey.”
İnsanın önce saf, iyi, yardımsever, hoşgörülü, demokrat iken sonra kindar, kötü, acımasız, nefret dolu olmasının güzel bir hikâyesi William Golding’ten Sineklerin Tanrısı (Lord of the Flies).🪰
İkinci Dünya Savaşı devam ederken savaştan korunmak için bir grup çocuk İngiltere’den uçakla korunaklı bir yere götürülmek için yola çıkar ve uçak ıssız bir adaya düşer. Çocuklar başlarda adada kendi başlarına arkadaşça adepte olmaya, oyunlar oynamaya, demokratik iş bölümleri yapmaya çalışırken zamanla insanın içindeki daha fazla iktidar, daha fazla haz ve daha fazla “ben” yüzünden işler karışmaya başlar.
Kitaba adını veren Sineklerin Tanrısı, insanların içindeki kötülüğü temsil ediyor. Sineklerin Tanrısı üzerine sineklerin konduğu siyah ve bir tahtaya geçirilmiş domuz başıdır. Golding, insanın içindeki “iyi”yi nasıl kendi eliyle yok edip “kötü”yü seçmesini; henüz küçük yaşlarda (çocuklar 8-16 yaşlarındadır) temiz kalpli çocukların nasıl birer cani olabileceğini bizlere çarpıcı ve alegorik bir şekilde vermektedir.
Dünyadaki savaşlar, insanların iktidar ve güç hırsları, egosunu tanrı edinenler, çıkarlarına uymayınca şeytani ve nefsani yüzlerini gösterenler… İşte hepsi bir tahta parçasına geçirilmiş üzerlerine kara sineklerin üşüştüğü kara birer domuz başı. İnsan bu hırsını yenebildiği kadar insan ve kul, hayvani duyguların esiri olduğu kadar da bencil ve acımasız. İngiliz yazar Golding, savaşın en şiddetli zamanlarından sonra 1954’te bu romanı kaleme alıyor sanki 21. yüzyılımızı tarif edercesine.
İnsanın, insanın kurdu olmadığı, adaletin her şeyin temeli olduğu, sömürünün, iktidar hırsının ve her türlü ırkçılığın ayaklar altına alındığı ve en önemlisi dünyadaki savaşların bitip savaş çocuklarının yüzlerinin güldüğü adil, özgür ve barışçıl bir dünya ümidiyle… 🕊️

