☑️ İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî marşıdır. 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Marşın sözlerini Millî Mücadele yıllarında Mehmet Âkif Ersoy yazmış, bestesi ise Osman Zeki Üngör’e aittir.
☑️ İstiklâl Marşı, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini, vatan sevgisini ve inancını güçlü bir şekilde yansıtır. Toplam on kıtadan oluşur ancak genellikle ilk iki kıtası okunur. Marş, Türk milletinin hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğini vurgulayan anlamlı bir semboldür.
☑️ Cumhuriyetin temel değerlerini ve millî birlik duygusunu ifade eden bu marş, aynı zamanda Türk halkının bağımsızlık uğruna verdiği büyük mücadelenin de bir anıtıdır.
☑️ Marş, Türk ordusuna armağan edildiği için “Kahraman Ordumuza” şeklinde başlamıştır.
☑️ Mehmet Akif Ersoy’a Marş yazımı dolayısı ile ödenen 500 lirayı Akif, Darül Mesai‘ye (yoksul çocuk ve kadınlar için açılan vakıf) bağışladı.
☑️ İstiklâl Marşı, 1982 Anayasası ile değiştirilemez hükümler arasına girdi.
📌 İstiklâl (Bağımsızlık) Marşı hakkında daha detaylı bilgi için tıklayın.
📌İstiklâl Şairi Mehmet Akif Ersoy’un biyografisi ve Safahat eseri hakkında geniş bilgi için 🔗safahat.diyanet.gov.tr adresini ziyaret edin.
📌Konuşma ödevi olarak İstiklal Marşı’nı 10 kıta ezberleyenler için sayfa sonunda👇 video mevcuttur.
🇹🇷 İSTİKLÂL MARŞI 🇹🇷
Kahraman Ordumuza
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
MEHMET AKİF ERSOY (1873 – 27 Aralık 1936)
