HÜSN Ü AŞK’TA TASAVVUFİ SEMBOLLER YA DA AŞK’IN MÜCÂHEDESİ

HÜSN Ü AŞK’TA TASAVVUFİ SEMBOLLER YA DA AŞK’IN MÜCÂHEDESİ

Mücâhede kelimesi “güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elinden geleni yapmak” anlamına gelen Arapça cehd kelime kökünden türemiş bir kelimedir. Bu kelime insanın hem cebhede düşmanla mücadele etmesi hem de kulun nefsini kütü arzularını kırması ve şeytanla mücadele etmesi anlamına gelir (Uludağ, 2006). İnsanın her şeyden evvel manevi âlemde kendi nefsi ile mücadele etmesi (cihad-ı ekber) gerektiğini vurgulayan mutasavvıflar bunu şu ayete dayandırırlar, “Allah uğrunda hakkıyla mücâhede ediniz” (Hac, 78). İnsanın dünya imtihanında sürekli bir mücâhede halinde olması gerektiği ve Allah’ın rızası için bu mücâhede ruhunun seyr ü sülük eden sâlikte bulunması gerektiği belirtilmiştir. Hüsn ü Aşk mesnevisinin temel kahramanı olan Aşk’ta tam olarak bir mücâhede sırrını görmekteyiz. Aşk, mücâhede kavramı altında kabile üyeleri, dev, cadı, ümitsizlik, Huşrübâ ve hastalıkla mücâhedede bulunmasıdır. Şunu da belirtmek gerekir ki mücâhede hem bâtınî hem de afâkî süreçleri ihtiva eder. Yani imtihan sürecinde Aşk’ın özelinde bazen dışarından gelen etkenler(dev, cadı vs.) olduğu gibi bazen de enfüsi yani içsel etkenlerde(ümitsizlik, korku vs.) olabilmektedir. Hüsn mesnevideki kadın karakterdir ve hem Aşk’ın maşuku hem de Aşk’a aşık olan kişidir. Onun mesnevideki konumunu ilk başlarda Aşk’a karşı duyduğu aşkta görebiliriz. Yani burada bir kadın karakter erkek karaktere âşık olmuştur ki bu hiçte yabancı olduğumuz bir durum değildir. Nitekim Hz. Yusuf ve Züleyha kıssasında âşık olan taraf Züleyha’dır:

Ber-hükm-i kazâ-yı nâ-muvâfık 
Hüsn oldı cemâl-i Aşka âşık
Bin cân ile Hüsn-i âlem-ârâ
Çün oldı o Yûsufa Züleyhâ
B.375-376/s.102

Hüsn’ün yardımcısı ve dadısı İsmet’tir ve hep onun yanında olmuş; başlarda Aşk’a karşı duyduğu ve platonik zannettiği zamanlarda ona yardımcı olmuş ve onun cesaretlendirerek Aşk’a bir mektup yazmasını söylemişti. Hüsn ve Aşk birbirlerinden haberdar olduktan ve Nüzhetgâh-ı Mana’da gezinmelerine ve mutlu vakitler geçirirken araya Hayret adında bir kişi girer ve onların arasına girer. Hayret karakteri bir de eserin en sonunda ortaya bu defa çok olumlu ve müjdeci bir karakterdir. Mesnevideki bir başka karakter Molla-yı Cünun’dur. Bu kişi Hüsn ve Aşk’ın hocalarıdır ve onlara yol gösterir. Çılgınlık Mollası çılgındır, ama olgun bir şeyhtir ve tedbir sahiplerine yol gösteren akılı bir müftüdür. Olmayacak şeylerin peşinde koşan Molla Cünun, cehalet gecesini sabaha döndürmüş; yasaklanmış şeyleri hep mübah hâle getirmiştir(Bingöl, 2013). Bu karakter eserin en sonunda yine ortaya çıkar.

a. Aşk’ın Hüsn’e Talip Olması ve Kabile Üyeleri ile Mücâhedesi

Hüsn ü Aşk mesnevisinde Aşk, olay örgüsü içerisinde Hüsn’e âşık olan delikanlı genci temsil eder. Tıpkı Leyla ve Mecnun mesnevisinde olduğu gibi Hüsn ve Aşk Muhabbetoğulları kabilesindendir. Tasavvufi sembolik anlamında Aşk, maşukuna ulaşmak için türlü imtihan çekmesi gereken, seyr ü sülûk yapan sâlike benzetilir. Fakat onun bu aşkı ve Hüsn’e kavuşması asla kolay olmayacaktır. Tasavvuf ıstılahında sâlikin seyr ü sülûkundaki imtihanlar ve müşkiller misalleştirilerek kendini Aşk’ın Hüsn’e olan vuslat gösterir. Bu ise Hüsn’ün kabilesi tarafından şöyle dile getirilir: Hîç sözle olur mı vasl-ı dildâr Lûtf et bu kelâmı etme tekrar B.1235/s.288 Bî-mihnet ü gam vusûl-i dildâr Âyâ kime oldı bu sezâ-vâr B.1237/s.288 Kabile üyeleri Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için “Kalp Diyârı”na gidip oradaki kimyayı elde etmesini isterler. Aşk’ta bu koşulu yerine getirmeyi kabul eder. Böylelikle mesnevinin gerçek manada tasavvufi yönü ortaya çıkar ki bu da salikin Allah aşkı uğruna sülûkuna başlamasıdır. Mesnevide sülükun başlaması ile birlikte Aşk için zorlu bir süreç olan mücâhede işininde başladığını görürüz. Onun zorlu bir yolculuğa çıkması ve bu yolda nefsinin kötü isteklerinden kurtularak hakiki kulluğu elde etmesi bu zorlu mücâhedeyi gerektiriyordu.

b. Aşk’ın Kuyuya Düşüşü ve Dev ile Mücâhedesi

Buradaki kuyu teriminden maksat yine onun mücâhedesinde bir aşamadır. Bu aşama kuyu metaforu ile Hz. Yusuf arasında bir benzerlik ilişkisi kurulur; Düşdügine eyleme teessüf Mi’râcını çehde buldı Yûsuf B.1267/s.294 Kuyuya düşen Aşk en dibe kadar gider ve burada bir devin yattığını görür. Bu öyle bir devdir ki son derece çirkin, fil leşi gibi pis kokuludur. Aşk ve Gayret’in ayaklarına zincir bağlar ve sarhoş devin önüne getirirler. Dev onun Hüsn için bu mücâhedeye katlandığını anlar ve onu tıpkı Hüsn’ün kabilesi gibi alaya alarak ümitsizliğe düşürmeye çalışır. Hüsn ise devin bu aşağılayıcı sözlerine karşı tam bir mücâhede duruşu sergiler ve ona şu sözlerle karşılık verir:

Gam meş’alidir bu sönmek olmaz

Cân vermek olur da dönmek olmaz

B.1294/s.298

Dev, Aşk ve Gayret’i biraz daha etlenip yağlansınlar diye hapse atar ve sonra imdatlarına Sühan yetişiverir. Onlara bu kuyudan çıkmalarının zor olduğunu fakat gayret edip oradaki üzerinde ismiazam duası yazılı ipi bulurlarsa oradan kurtulabileceklerini söyler. Sonunda da Aşk ve Gayret ipi bulur ve o kuyudan kurtulurlar.

(…)

Hüsn ü Aşk mesnevisi hem geleneksel mesnevi geleneğin son ve büyük mesnevisi olması hem muhtevasındaki derin anlamlar ve Şeyh Galip’in sanatının zirvesi olan Sebk-i Hindi anlayışının derin örnekleri ile klasik Türk edebiyatının en güzel eserlerindendir. Bu mesnevi barındırdığı derin anlam ve sembolik zenginliklerle bizlere kendini her devirde sevdirmektedir. Biz burada yalnız Aşk karakterinden yola çıkarak onun mesnevide konumlandırıldığı mücâhede kavramından bahsetmeye çalıştık ama bu eser daha nice anlam katmanları ile okuyucusunu ve araştırıcısını beklemektedir.

Yazar : Murat ÜLGEN